• in , , , ,

    Popular

    Erdoğan’a 200 sayfalık suç duyurusu

    Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında‚ savaş suçu işlemek ve insan haklarını ihlal ettiği iddiasıyla merkezi Karlsruhe’deki Federal Savcılığa 200 sayfadan oluşan suç duyurusu dilekçesi ulaştırıldı.Aralarında Alman federal milletvekilleri, hukukçular, insan hakları savunucuları, gazeteciler ve akademisyenlerin de içinde bulunduğu çok sayıda temsilci Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında‚ savaş suçu işlemek ve insan haklarını ihlal ettiği iddiasıyla merkezi Karlsruhe’deki Federal Savcılığa 200 sayfadan oluşan suç duyurusu dilekçesini ulaştırdı.Süheyla Kaplan’ın Avrupa Postası’ndaki haberine göre; Uluslararası Hukuk ve DemokrasiDerneği’nden (MAF-DAD) Yönetim Kurulu Başkanı hukukçu Heike Geisweid, hukukçular Britta Eder, Petra Dervishaj, HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, İstanbul Barosu avukatlarından Ercan Kanar tarafından Berlin’de düzenlenen basın toplantısında; Erdoğan ve hükümetin bazı yetkili temsilcileri, bakanları hakkında Federal Savcılığa savaş ve insanlık suçu işlemekten haklarında suç duyurusunda bulunduğu açıklandı.

    Basın toplantısında açıklanan bilgiye göre görgü tanıkları:– HDP Milletvekili Faysal Sarıyıldız– Cizre’de öldürülen Eşref Erdin’in yakını Serdar Erdin– Cizre’de hayatını kaybeden Berjin Demirkaya’nın kardeşi Hasan Demirkaya.Suç duyurusunda bulunanlardan bazıları:– Uluslararası Hukuk ve Demokrasi Derneği’nden ( MAF-DAD) Yönetim Kurulu Başkanı hukukçu Heike Geisweid– Gazeteci ve tarihçi Dierk- Eckhard Becker– Aalborg Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Prof. Susi Meret– Gothenburg Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Cordelia Hess– Sol Partili Avrupa Parlamento Milletvekili Andrej Hunko– Federal Milletvekili Harald Weinberg– Federal Milletvekili Ulla Jelpke– Hamburg Eyalet Milletvekili MartinDolzer– Federal Milletvekili İnge Höger– Hamburg Eyaleti Milletvekili İnge Hannemann– Nürnberg eyaleti hükümeti Müsteşarı Maria Padua– Hukukçu ve sosyolog Dejan Lazie– Sanatçı Esther Bejarano– Sanatçı Konstantin Wecker– Avukat Sigrid Töpfer– Avukat Ralph Monnek– Avukat Petra İsabel Schlagenhauf– Avukat Martin Lemke– Avukat Lisa Lührs..Kimlere karşı suç duyurusunda bulunuldu?Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, İçişleri Bakanı Efkan Ala, eski Savunma Bakanları İsmet Yılmaz ile Mehmet Vecdi Gönül, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Başkanı Tümgeneral Mehmet Okkan, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Galip Mendi, 2. Ordu Komutanı Orgeneral Adem Huduti, Kolordu Komutanı Korgeneral İbrahim Yılmaz, Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Musa Çitil, Şırnak Sınır Tümen Komutanı Abdullah Baysar, Şırnak Jandarma Komando Tugay Komutanı Ali Osman Gürcan, Şırnak İl Jandarma Komutanı Albay Mustafa Sakaoğlu, Şırnak Emniyet Müdürü Celal Sel, Cizre Emniyet Müdürü Ömer Faruk Karakaş, Şırnak Valisi Ali İhsan Su, Cizre Kaymakamı Ahmet Adanur, Cizre Cumhuriyet Savcısı Cuma Çoban, Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz, Özel Harakat Daire Başkanı Turan Aksoy.

    Avukat Britta Eder ve Petra Dervishaj basın toplantısında Federal Savcılığa’a suç duyurusunun gerekçelerini şu şekilde açıkladı.Birçok görgü tanıkları, tek tek kişiler, uluslararası örgütler, sivil kuruluşlar, hekimler, bilim adamları vs. görgü ifadelerine dayanarak özellikle Cizre’de yaşananlardan yola çıkarak Alman Ceza Muhakemesi Kanunu (Völkerstrafgesetzbuch= VStGB) gereğince Erdoğan ve ilgili yetkili birimler hakkında Savcılığa suç duyurusunda bulunuldu. Suç duyurusunun temel konusu özellikle Şırnak ve Cizre’de yaşananlardır. 4 Eylül ile 11 Eylül tarihleri arasında çıkan çatışmada 21 sivil hyatını kaybetmiştir.. Suç durusuna ilişkin dilekçede görgü tanıklarının verdiği bütün materyaller Savcılığa intikal etmiştir.Cizre’de üç farklı bodrum katında 178 sivil kasten hedef alınarak hayatları ellerinden alınmıştır. Sözkonusu saldırı sırasında bölgeye tıbbi yardım, milletvekilileri, aile yakınları, cep telefonları, Uluslararası Af Örgütü ve sivil kuruluşlarının ulaşımı engellenmiş ve hastane, acil servis ambulansları bilinçli olarak buraya sokulmamıştır. Ayrıca saldırı sırasında görgü tanıklarının ifadesine göre güvenlik güçleri tarafından bodruma benzin dökülüp ateşe verildiğine ilişkin dokümanlar dilekçede yer almaktadır. Yine aynı şekilde görgü tanıklarının ifadesine göre ağır silahlar kullanıldığı ve hayatlarını kaybedenlerin naaşının yakıldığı belirtilmiştir.

    Hesap sorma kararlılığı.Konu ile ilgili olarak Alman Yeşiller Partisi eski Miletvekili ve hukukçu Memet Kılıç ‚ suç duyurusunun hukuki boyutunu şu şekilde yorumladı.Siyasi dokunulmazlığın olması suçu ortadan kaldırmaz. Bu suç duyurusu Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne kadar gidebilir. Çünkü Türk hukukunda Cumhurbaşkanı’nın sorumsuzluğu ile dokunulmazlığı arasında fark var. Cumhurbaşkanı Türkiye’de göreviyle ilgili olarak sadece vatana ihanetle suçlanabilir. Yani görevi ile ilgili olmayan suçlar işlemiş ise bu onu sorumluluktan kurtarmaz (Türk Anayasası 105. madde).Dokunulmazlığı olduğu halde süre içinde soruşturulmaması ilerde soruşturma açılmayacağı anlamına gelmez. Hele bir de cumhurbaşkanı olma koşullarını taşımadığı halde, hile ile cumhurbaşkanı gibi görünüp suçlar işleyen kişinin durumu da vahim olurdu. Bu suç duyurusu uluslararası düzeyde Erdoğan ve ekibine karşı bir hesap sorma kararlılığının yükseldiğini göstermekte.Benzeri suç duyuruları diğer ülkelerde de gündeme gelirse, AKP militanları dışarıya çıkamaz hale gelebilirler. Erdoğan’ın herkese karşı dava açması, uluslararası alanda büyük bir tepkiye yol açtı. Bu suç duyurusu ile dokunulmazlığı bittiği anda dünya kamuoyunda Erdoğan hakkında soruşturma açılmasını isteyecek bir siyasal konsensus oluşacaktır.halkızbiz

  • in , , ,

    Libya’da ne oluyor filan. Yılmaz Özdil Yazdı

    1974.Kıbrıs’a çıktık.ABD ambargo uyguluyordu, resmen kolumuzu büküyordu.Kaddafi yardımımıza yetişti, uçak benzini, uçak lastiği, mühimmat verdi.Para önerdik, kabul etmedi, “depolarım sizindir, istediğiniz kadar alın” dedi.Hatta, yükleme sırasında Türkiye’nin ne kadar yanında olduğunu göstermek için hamal gibi bizzat cephane taşıdı.

    1976.MTA’ya ait Hora isimli gemimiz, itilaflı sularda petrol aramak üzere denize açıldı.Tarihi rest çektik, Yunanistan müdahale etmeye kalkarsa, vururuz dedik.Teknolojimiz yetersizdi ama, Ege ve Akdeniz sularımızda petrol olduğunu biliyorduk.Rauf Denktaş açık açık anlatıyordu.Amerikalı petrol şirketi bana geldi, rezerv tespit ettiklerini, buna talip olduklarını söylediler, çıkarılacak petrolden yüzde 50 pay vereceklerini söylediler, ben Türkiye’yle anlaşmamız olduğunu, Ankara’yla konuşmam gerektiğini söyledim, bu cevabı hiç sevmediler, Ankara lafını duyunca gittiler, bir daha gelmediler diyordu.Uluslararası petrol şirketleri Denktaş’ı ikna edemiyorlardı.Milli kahramanımız Türkiye olmadan cennete bile girmem diyordu.1979.Denktaş’a gelen Amerikalı petrol şirketleri, elbette Rumlara da gitmişti.Rum yönetimi lideri Kiprianu, yanına Mısır’ı da alarak, petrol arama macerasına girişmek istedi.Denktaş lafı hiç eğip bükmedi, bu bir savaş nedeni olur dedi.Birleşmiş Milletler devreye girdi, Ankara’ya heyet göndererek, kararlılığımızı test ettiler, şakamız olmadığından emin oldular.Rum kesimi geri adım attı.Tek taraflı olarak petrol arama sevdasından vaçgeçtiler.2002.Akp iktidara getirildi.2004.Kıbrıs’ta yes be annem referandumu yapıldı.Akp bütün gücüyle evet denmesi için çalıştı.Akp yandaşı Tüsiad, Müsiad, Tügiad, Tesev, Tim, Tisk, Türsab, Tzob, Tobb gazetelere sayfa sayfa ilanlar verdiler, Kıbrıs halkının evet demesi için çağrıda bulundular.Milli kahramanımız Rauf Denktaş’a yandaş medyada hakaretler yağdırılıyordu, KKTC’nin ayak bağı olduğu yazılıyordu, gençlerin önündeki engel olduğu yazılıyordu, çekil artık deniyordu, “istifa et” deniyordu.Avrupa Birliği ve ABD yönetimleri evet denilmesini istiyordu.Rumlar hayır dese bile Türk tarafını Avrupa Birliği’ne alacağız, siz yeter ki evet deyin, ambargoyu hemen kaldıracağız deniyordu.Asrın liderimiz win win diyordu.Serdar Denktaş çırpınarak uyarıyordu, Avrupa Birliği’nin ve ABD’nin gözü petrol yataklarımızda diyordu. Sahip olduğumuz petrol, topraklarımızda değil, karasularımızda diyordu. Avrupa Birliği ve ABD, Kıbrıs adasının tümünü Avrupa Birliği’ne almak suretiyle Doğu Akdeniz’deki petrol ve doğalgaz rezervlerimizi kontrol altına almaya çalışıyor diyordu. Bu yüzden Annan Planı’nı imzalatmak istiyorlar, bu yüzden yes dedirtmek istiyorlar, faaliyetlerine uluslararası hukuk kılıfı uydurarak bizi ve Türkiye’yi rezervlerin uzağında tutmak istiyorlar diyordu.Dinletemiyordu.Akp bastırıyordu.Evet deyin!

    Sandığa gidildi.Türk tarafı, KKTC’nin kepenklerinin kapatılmasına, Rumlarla birleşilmesine yüzde 65 oranında evet dedi.Neyse ki, Rum tarafı yüzde 75 oranında hayır dedi.En muhteşem özeti, Ecevit’le birlikte Kıbrıs Barış Harekatı’na imza atan mücahit Erbakan yaptı.Allaha şükür, Kıbrıs, Rumlar sayesinde Yunan adası olmaktan kurtuldu dedi.Referandumdan sadece bir hafta sonra.Rum kesimi hayır demesine rağmen, Avrupa Birliği üyesi yapıldı.Türk tarafı evet demesine rağmen, ayazda kaldı, ambargo bile kalkmadı.KKTC’yi boşverdik.Rum tarafı, Türkiye’nin AB üyeliğini veto etme hakkını bile aldı.Denktaş’ı adeta sırtından hançerleyen Türkiye. Rum tarafına, rüyasında bile göremeyeceği tavizleri hediye etmiş oldu.2004.Kıbrıs Rum Kesimi, AB üyesi olur olmaz, Mısır’la masaya oturdu, Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama anlaşması imzaladı.2007.Suriye ve Lübnan’la anlaşma imzaladı.2010.İsrail’le anlaşma imzaladı.Şakır şakır arama faaliyetlerine başladı.Dünya lideriyiz diye ortalıkta dolaşan sayın Akp hükümetimiz bu arada ne yapıyordu?2010.Fatih camisi bombalanacaktı yalanıyla, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne balyoz vuruldu.Ergenekon, Balyoz, Casusluk iftiralarıyla, mermi bile sıkmadan Türk Silahlı Kuvvetleri esir alındı.Atatürkçü subaylar hapse tıkıldı, savaş uçağı kullanacak pilot bırakılmadı, en büyük darbeyi de Deniz Kuvvetlerimiz yedi.ABD, AB, İsrail, Yunanistan, Rum Kesimi, Mısır, Doğu Akdeniz’i parsellerken.Doğu Akdeniz’deki haklarımızı koruyacak olan Donanmamız imha edildi.Deniz kuvvetleri komutanları, kuzey deniz saha, güney deniz saha, denizaltı filo komutanları, harp filo komutanları, Milgem’i Milgem yapan mühendis-subaylar, tersane komutanları, deniz üsleri komutanları, çıkarma gemileri, mayın gemileri komutanları, hepsi içeri tıkıldı.Sayın Akp hükümetimiz mutluluktan uçuyordu.Balyoz sadece TSK’ya inmemişti.Monşerler filan diye aşağılanarak, Dışişlerimiz imha edildi, tecrübeli diplomatlarımızın yerine, fetocular monte edildi, yabancı dil bile bilmeyen bademler yerleştirildi.Dışişleri’ndeyken Kıbrıs Özel Sorumlusu olarak görev yapan Onur Öymen gibi duayen diplomatlarımız, özel hedef haline getirildi, çeşitli maşalar kullanılarak, siyasetin dışına itildi.

    2011.Arap Baharı ayaklarıyla Libya’da içsavaş çıkartıldı.Bilahare, NATO, Kaddafi’ye saldırdı.Sayın Akp hükümetimiz, en zor zamanımızda yanımızda olan Kaddafi’yi sırtından hançerledi.NATO Libya’yı güzel güzel vursun diye, İzmir’i Libya harekatının karargahı yaptılar.Savaş gemilerimizi gönderip, harekata bizzat katıldılar.Kaddafi’yi devirsinler diye, köktendinci muhaliflere 300 milyon dolar yardım parası gönderdiler.Kaddafi öldürüldü.Amerikan yönetimi, Kaddafi’den doğan boşluğa, mareşal Hafter gibi Amerikan kuklalarını monte etti.2011.Libya’da bunlar olurken, sayın Akp hükümetimiz Kaddafi’nin ortadan kaldırılmasına yardımcı olurken.Yunanistan boş durmuyordu.İyon Denizi ve Girit adasının güneyindeki 39 bin kilometrekarelik deniz alanını, Libya’ya ait olmasına rağmen, kendi lehine sismik araştırma sahası ilan etti.Yunanistan’ın oldubittiyle gasp ettiği bu alan, aynı zamanda, Türk kıta sahanlığıyla çakışıyordu.Yani, Yunanistan sadece Libya’nın değil, Türkiye’nin haklarına da oturmaya kalkıyordu, bizim sınırlarımıza da yayılıyordu.Türkiye gıkını bile çıkarmadı.İtiraz etmedi.2014.Yunanistan baktı ki, Türkiye’nin çıtı çıkmıyor, bir adım daha attı, kendisine ait olmayan söz konusu alanları -gene oldubittiyle- kendi adına tescil ettirmeye başladı, petrol ve doğalgaz araştırma-işletme ihaleleri açtı, anlaşmalar imzaladı.2015.Yunanistan, Ege ve Akdeniz sahillerimizde 16 adamızı işgal etti.Egaydaak adı verilen, egemenliği devredilmemiş ada, kaya ve kayacıklar’a resmen oturdu, bayrağını dikti, asker yerleştirdi.Sayın Akp hükümetimiz göz yumdu, sesini çıkarmadı.Kıbrıs için savaşan, Kardak için savaşı göze alan Türkiye, sus pustu.Yunan cumhurbaşkanı, genelkurmay başkanı, kuvvet komutanları, bakanlar, bu işgal edilen adaları ziyaret etti, poz verdiler, alay ettiler.Kilise bile inşa ettiler.2019.Rusya’dan aldığımız S400 füzesi bağlamında, Doğu Akdeniz üzerinden güya Yunanistan’la restleşiyorduk ki, şak.Libya’daki Amerikan kuklası mareşal Hafter’e bağlı Libya Ulusal Ordusu, Türkiye’ye ait insansız hava aracını düşürdü.Türk gemilerini düşman hedefi sayacaklarını, Libya karasularına yaklaşan Türk gemilerini hedef alacaklarını açıkladı.Durup dururken savaş çığlığı attı.Hemen ardından, Tanzanya bandıralı bir gemide çalışan altı Türk vatandaşını tutukladı.Yani Amerikan çıkarlarını korumak için Libya’da bekçilik yapan kukla mareşal, devreye girdi.Amerikan petrol şirketleri ve Yunanistan lehine, vekalet savaşçısı olarak tetikçilik yapacağını beyan etmiş oldu.Ve tesadüfe bak, koskoca denizin ortasında, tee KKTC topraklarına Suriye füzesi düştü, talihsizlik işte.Ama siz hiç endişelenmeyin sakın.Takmayın kafanıza böyle şeyleri.Ne diyor asrın liderimiz?Akdeniz, beyaz deniz, white sea olarak adlandırılır diyor.Gerçi, Akdeniz’e White Sea denmiyor, White Sea de zaten Akdeniz’de değil ama, olsun.Akdeniz meselesine ne kadar hakim olduğu görülüyor!Türk-Yunan survivorını seyret seyret doyamıyoruz, seneye bi tane de Türk-Suriyeli survivorı yaparsak, tadından yenmez gari.

  • in , , , ,

    Popular

    Sivas 1993: Madımak Oteli’nde ne oldu?

    2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yaşamını yitirenler her yıl olduğu gibi bugün de Türkiye’nin farklı yerlerinde düzenlenen eylem ve etkinliklerle anılacak.Son yıllarda sosyal medya da anmalar için yoğun olarak kullanılıyor ve #unutMADIMAKlımda etiketi yaygın bir şekilde paylaşılıyor.BBC Türkçe’nin haberine göre: 2 Temmuz, bir katliam tarihi olarak hafızalara kazınmış durumda. O gün, Pir Sultan Abdal Şenliklerine katılmak için Sivas’a giden aydın ve sanatçılardan 33’ü ile iki otel görevlisi otelin yakılması sonucu hayatını kaybetti. Olaylarda iki gösterici de öldü. Aydınlar, sanatçılar ve şairlerden oluşan bir grup, dört günlük şenlik programına katılmak için o günlerde Sivas’a gitti.1 Temmuz’da şenliğin açılışında konuşanlardan biri de yazar Aziz Nesindi.Behçet Aysan, Metin Altıok, Uğur Kaynar, Hasret Gültekin, Nesimi Çimen, Asım Bezirci de kente gidenler arasındaydı.33 kişinin en yaşlısı 66 yaşındaki Asım Bezirci, en genci ise folklor gösterisi için Sivas’a giden 12 yaşındaki Koray Kaya’ydı.Hollanda vatandaşı Carina Cuanna Thedora Thuys katliamın tek yabancı kurbanıydı.Katliamdan iki gün önce kentte bir bildiri dağıtılmıştı. Bildiride Aziz Nesin’in o sırada başyazarı olduğu Aydınlık gazetesinde yayımlanan Salman Rüşdi’nin Şeytan Ayetleri kitabından bahsedilmiş, Nesin hedef gösterilmişti.Bildiride dönemin Sivas Valisi Ahmet Karabilgin’in şenliklere ev sahipliği yapması eleştirilmiş, Nesin için Şehirde adeta Müslümanlarla alay edercesine gezebilmektedir ifadesi kullanılmıştı.2 Temmuz günü Cuma namazının ardından etkinliklerin yapıldığı kültür merkezinin önüne bir yürüyüş başladı.Sivas laiklere mezar olacak atılan sloganlardan biriydi. Saldırgan grubun bir kısmı yeni dikilen Halk Ozanları heykelini yıkıp, yerde sürüklerken; bir kısmı Valilik önünde Ahmet Karabilgin’i protesto etti.Valinin katliam sonrası İçişleri Bakanlığı’na gönderdiği rapora göre, saldırganların sayısı her saat artıyordu. Yine aynı rapora göre, akşam saat 18:00’de Madımak Oteli’nin önünde o ana kadar hiçbir aşamada dağıtılmamış 15 bin kişi vardı. Otel önündeki araçlar ve sürüklenen heykel ateşe verildi, otelin camları kırıldı.

    Yaklaşık 2 saat sonra otel ateşe verildi, saldırgan kalabalık sloganlarına devam etti.Madımak Oteli’nin önünden çekim yapan İhlas Haber Ajansı’nın görüntülerinde otelin etrafını kuşatanların sloganları yanında sözleri de duyuluyordu. Biri otelin birinci katına çıkan saldırgana Lan yakın diye seslenirken, bir diğeri ilk alevin görünmesiyle Cehennem ateşi işte diye sesleniyordu.Kente davet edilen takviye kuvvetler ise zamanında gelmedi veya gelenler yetersizdi. 35 kişi otelde hayatını kaybetti.Turgut Özal’ın ölümünden sonra Cumhurbaşkanı seçilen Süleyman Demirel’in yerine DYP Genel Başkanı seçilen ve Başbakan olan Tansu Çiller görevi devralalı henüz bir hafta olmuştu.Çiller’in Madımak Oteli’nde yaşananların ardından söylediği sözler tartışma yaratacaktı.Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir.Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise olayın münferit olduğunu ve Alevi-Sünni çatışmasına dönüşmemiş olmasını vurguluyordu.Olay münferittir. Ağır tahrik var. Bu tahrik sonucu halk galeyana gelmiş.Güvenlik kuvvetleri ellerinden geleni yapmışlardır. Karşılıklı gruplar arasında çatışma yoktur. Bir otelin yakılmasından dolayı can kaybı vardır.İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu ise Aziz Nesin’i hedef gösterdi: Aziz Nesin’in halkın inançlarına karşı bilinen tahrikleriyle halk galeyana gelerek tepki göstermiştir.Aziz Nesin, ilerleyen günlerde Gazioğlu’nun yalancılıkla suçladı.Koalisyon ortağı SHP’nin eski genel başkanı, dönemin başbakan yardımcısı Erdal İnönü, olaylar sırasında Aziz Nesin’le telefonla görüşerek en kısa zamanda takviye güç gönderileceğini, kimsenin kılına dahi zarar gelmeden kurtarılacağını söyledi.

    İnönü, katliam ardından SHP’ye ve kendisine yönelik eleştirilere, Ne yapayım, yetkim yoktu cevabını verdi.Madımak Oteli’nden sağ kurtulan Aziz Nesin, Temel Karamollaoğlu’nu Gazanız mübarek olsun diye bağırarak saldırgan grubu kışkırtmakla suçladı.O dönem bazı gazetelerde aracın üzerine çıkıp konuşma yapan ve daha sonra Nesin, itfaiye merdiveniyle otelden çıkartılırken onu tartaklayan bir kişinin fotoğrafları yayımlandı.Gazeteler, provokatör olarak nitelendirdikleri bu kişinin Belediye Başkanı Karamollaoğlu olduğunu öne sürdü. Karamollaoğlu, yangını başlatan kalabalığı azmettirdiği iddialarını hiçbir zaman kabul etmedi.İlerleyen günlerde fotoğraflarda görülen ve halka Gazanız mübarek olsun sözlerini sarf eden kişinin Sivas Belediye Meclisi’nin Refah Partili üyesi Cafer Erçakmak olduğu ortaya çıktı. Karamollaoğlu’nun ilerleyen yıllarda, baştan itibaren olayları yatıştırmaya çalıştığını ve ölümlere çok üzüldüğünü söylemekle birlikte olayları katliam olarak nitelememesi ve oteldekilerin pencereleri açmamalarını vurgulaması tartışma yarattı. Karamolaoğlu, 24 Haziran seçimleri öncesinde Artı TV’de katıldığı programda Sivas’la ilgili bir soru üzerinde şunları söyleyecekti:Katliam olarak vasıflandırmadım. Bu üzücü bir hadisedir. Bu, hakikaten çok acı olarak tarif edilir. Ancak; katliam demek kasıtlı olarak ben bu insanları .ldürmek için şunu yaptım denirse olur. Onun adı kat0iam olur. Ama orada bir hadise meydana gelmiş; oteldeki perdeler yakılmış, arabalar yakılmış. Arkasında da ateş bacayı sarmış. İçerideki insanlar da benim hala anlayamadığım, pencereleri açmadıklarından dolayı insanlar .lmüş.Çeşitli mahkemelerde başlatılan soruşturmalar o dönem kapatılmamış olan Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) son buldu. Mahkeme ise görevsizlik kararı vererek dosyayı Yargıtay’a gönderdi. Yargıtay ise dosyaya bakması gereken yerin Ankara DGM olduğuna karar vererek dosyayı geri gönderdi.

    Ankara 1 Nolu DGM’ye sunulan iddianamede olayların nedeni, şenliklere katılanlar olarak gösterildi, Aziz Nesin’in varlığı eylemin hazırlayıcı sebepleri arasında sayıldı.İddianamede şu ifadeler yer alıyordu.Hele hele Aziz Nesin’in İslam Dini’ne karşı tutum ve davranışları ve açıklamaları, kapalı bir salonda düzenlenen toplantıda terör örgütü militanları için saygı duruşunda bulunulması, eylemin hazırlayıcı nedenleri arasında sayılabilir.DGM Başsavcısı Nusret Demiral dava henüz sonuçlanmadan, Olayda örgüt yok, tahrik var açıklaması yaptı. Görülen davanın karar metninde de buna paralel bir yaklaşım göze çarpmıştı. Gerekçeli kararda Aziz Nesin vurgusu vardı.Sivas olaylarının devlete ve laik düzene yönelik olmadığı, Aziz Nesin’in Şeytan Ayetleri kitabını yayınlamasına duyulan öfke, kin ve nefretin oluşturduğu tahrik sonucu ve Aziz Nesin’e yönelik bir eylem olduğu, kast edilen Aziz Nesin olmasına rağmen hedefte sapma sonucu 37 masum insanın .lümü ile sonuçlanan bu olayların.Kararla birlikte 22 sanık hakkında 15’er yıl, 3 sanık hakkında 10’ar yıl, 54 sanık hakkında 3’er yıl, 6 sanık hakkında 2’şer yıl hapis cezası, 37 sanık hakkında da beraat kararı verildi. Ancak bu karar temyiz edildi.Uzun süren hukuk süreci 2001 yılında sonuçlandı. Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin onadığı karar uyarınca, Cumhuriyete karşı örgütlü kalkışma girişiminde bulunan sanıklardan 33’ü .lüm cezası aldı; dördü 20 yıl, biri 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.Süren davalar, temyizler, müdahil avukatların talepleri yıllarca devam etti. Sivas Katliamı Davası 20 yılın ardından 13 Mart 2012’de mahkemenin davayı zaman aşımı nedeniyle düşürmesiyle kapandı.Aralarında katliamda yakınlarını kaybedenlerin aileleri başta olmak üzere, sivil toplum kuruluşları ve partiler insanlık suçlarında zaman aşımının kaldırılmasını talep etti ancak talepleri bir karşılık bulmadı.Mahkeme Başkanı, İnsanlık suçunda zaman aşımı olmaz ama bu suçu işleyenler kamu görevlisi değil sivil oldukları için davanın düşmesine karar verilmiştir dedi.

    Karar üzerine dönemin başbakanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun. Yıllar yılı içerde olan vatandaş, içlerinde kaçak olanlar vardı dedi. Erdoğan kararı ayrıca, İdam kalktığı için 33 kişi ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum oldu. Bunlar hep gözden kaçıyor. Hedef saptırılıyor diyerek yorumladı.Erdoğan ayrıca Sivas davasında mağdurlar olduğunu söyleyerek, Sivas’a birçok gidişimde babalarının haksız yere, herhangi bir taksiratı olmadığı halde idama mahkum edildiği için ağlayan 15, 18, 19 yaşında kızlar var. Bunları göz ardı etmek suretiyle tek tarafa siyasi bir servis yapmayı doğru bulmuyorum. Gidip Ankara Adalet Sarayı’nın önünde gösteri yapmak suretiyle belli bir ideolojinin borazanlığını yapmanın doğru olduğuna inanmıyorum diye konuştu.Pir Sultan Abdal Kültür Derneği gibi Alevi örgütleri başta olmak üzere, her yıl olaylarla ilgili anma programı düzenleyen kurumlar, otelin Utanç Müzesi olmasını talep ediyor.Ancak bu talep bugüne kadar hükümetler tarafından kabul edilmedi.Katliamı takip eden yıllarda otelin girişinde bir kebap lokantası açıldı. Bu, mağdur yakınlarının tepkisine neden oldu.Lokanta, tepkiler ardından 2009 yılında taşındı.Otel ise kamulaştırıldı, yenilendi ve 2011’de Bilim ve Kültür Merkezi olarak kullanıma açıldı.Merkezdeki anı köşesine, olaylarda ölen 33 aydın, iki otel görevlisi yanında iki göstericisininde adı yazıldı. Listede iki göstericinin de adının yer alması, katliam mağduru ailelerin tepkisini çekti.Sivas anmalarını düzenleyen kurumlar özellikle her yıl 2 Temmuz’da Utanç Müzesi taleplerini yineliyor.

  • in , , , ,

    Son dakika İmamoğlu: Bu millete öyle söz verdim

    İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Haber Global canlı yayınında gazeteci Erdoğan Aktaş’ın sorularını yanıtladı. Meydanlarda sarf ettiği partizanlığı bu binalardan söküp atacağım sözünü hatırlatan İmamoğlu, Arkadaşlarıma dedim arayın bütün partileri randevu isteyin dedim. İYİ Parti, Saadet Partisi, HDP ile randevu alındı. MHP’den henüz geri dönüş alamadık. Ak Parti randevu vermedi. Arkadaşlarıma söyleyeceğim yarın randevu almakta ısrar edin diye. Bu millete öyle söz verdim. Randevu vermeseler de görüşeceğim diye konuştu.İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul’un en çok araç geçen köprülerinden biri olan Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’ndeki çalışmalar sırasında yaşanan trafik sorununu, deniz ve metrobüs seferlerini artırarak ve 3. köprüde indirim sağlayarak aşılabileceğini belirtti.İmamoğlu ayrıca, FSM’de ek şerit uygulamasına giderek trafiğin azaltılabileceğini açıkladı.

    Ekrem İmamoğlu’nun konuşmasından satır başları şöyle.İstanbul’un her noktasında İBB’ye ait noktalar var. Kullanıma uygun olan yerler, amacının dışında yerler var. Hızlıca bunlara yönelik tasarruflarımız olacak İstanbul lehine. Burası malum 18 günlük süreçte kapalı bir çalışma ortamı yaratalım istediğimizde Saraçhane’deki binadan buraya geldik. Tarihi yarımadanın Güneydoğusu’nda, etkili bir nokta. Kapalı cephe.Tunus’a göç eden önemli bir devlet insanının. 18. yy’da büyük bir yangında kullanılamaz hale geliyor. Uzun zaman kötü bir koşulda duruyor. Sayın Kadir Topbaş döneminde tadilat süresi var. Bunun gibi yapıları tanıtmak aslında. İnsanlar bu tip tarihi eserleri görüyor. Turizmin, bir takım sivil hayatın etkin olarak kullanacağı alanlar olarak gündeme gelmesi mümkün olacak.Ulaştırma Bakanlığı’ndan henüz dönüş yok. Seçimden sonra ertelenen tamirat süresi olduğu belirtildi. Yoğun bir trafik yarattı FSM’nin bakımı. Özellikle 3 buçuk saat trafikte kalan insanlar. Üzücü. Görevimin ilk mesai gününde toplantı yaptık. Çalışmaları yapmışlar, basına duyurdular.Yapacağımız hususlar var. Zincirlikuyu-Söğütlüçeşme metrobüs hattını kış tarifesinin üzerine çıkarttık. Deniz yolunu artırdık. İlave vapur temini ile sayının artırılması konusunda gerekli girişimler olsun dedik.3. köprüde indirimli geçiş sağlanırsa insanlar orayı tercih edebilir. Yoğunluk azaltılabilir. FSM’de özellikle ek şerit uygulamasına geçilecek. Yoğunluk ek şerit uygulamasıyla yoğunluk olan saatlerde bir nebze azaltılacak. Karayolları’ndan olan beklentimizi de arkadaşlarım paylaştılar. Geri dönüş olursa vatandaşımıza fayda sağlar diyoruz.Paralel deniz ulaşımı konusunda bazı ulaşımcıların, geçmiş dönemdeki yetkililerin negatif bakışları olduğunu biliyorum. Kendileriyle görüşmüştüm. Bu ulaşımın nefes aldıracak olduğunu ifade etmiştim. Paralele sıcak bakmıyorlar. Doğu-batı aksında bu erişimin faydalı olacağına inanıyorum.Kritik nokta deniz ulaşımın başladığı yere insanların kolay inebilmesi. Erişimi sağlayamıyorsanız deniz ulaşımı anlamlı olmayabilir.Entegre ulaşım sisteminde denize erişimi kolaylaştırıcı hatlarımız olacağını açıklamıştık.23 Haziran’daki sandık sonucu Sayın Erdoğan’ı bile rahatlatmıştır.Japonya’daki toplantılara baktığımızda Cumhurbaşkanı’nın rahatladığını gördük ben öyle düşünüyorum.

    Mazbatamızı perşembe günü aldık. Güzel anlarımız oldu. Topluma hitap ettik. Sayın Valimizle devir işlemi yaptık. Bu esnada devletimizin gelenekleri var. Valimizle buluştuk. Yarın garnizon komutanımızla buluşacağım. Yarın il başkanlıklarıyla da görüşme trafiğini devam ettireceğim.Bütün meydanlara da partizanlığı bu binalardan söküp atacağım demiştim. Bu bir realite. Bunun bitmesi lazım. A partisi yaptı B partisi de yapıyor. Biz yeni bir başlangıç yapıyoruz.Arkadaşlarıma dedim arayın bütün partileri randevu isteyin dedim. İYİ Parti, Saadet Partisi, HDP ile randevu alındı. MHP’den henüz geri dönüş alamadık. Ak Parti randevu vermedi.Arkadaşlarıma söyleyeceğim yarın randevu almakta ısrar edin diye. Bu millete öyle söz verdim. Randevu vermeseler de görüşeceğim. Ulaşımla ilgili mini bir dokunuş yaptık. Bütün bunları çözmek hizmet yarışı. Siyasi partilere her yönüyle bağlılık yanlış. Siyasi partiler hizmet için araç. Toplumsal menfaati gözetmek zorundayız. Gözetiyoruz.”“İnsanların gerçeklerini görmeden umutlarımızı besleyemeyiz. Başta kendimizi daha kötüsü toplumu aldatmış oluruz. Kampanya döneminde ana gövde kabul ettim. İsrafa son vermek, tasarruf politikası geliştirmek, şehir adına her konuda seferberlik yürütmek.Büyük bir organizasyonu yöneteceğiz. Türkiye’de 5 kişiden biri bu şehirde yaşıyor. Bu muazzam bir şey. 16 milyon nüfusa sahip.Fırsatları çarçur ederek perişan edemezsiniz. Denetlenebilir, insanlara hesap vererek kentin gelirini sağlıklı bir zemine kavuşturmalısınız.Konsolide bütçe yaklaşık 60 milyar lira. Bugün gerçekleşen bütçe 20 milyar lira. Daha altında kalacak. 40 milyar lira iştiraklerinde. Resmi alanına fokuslanıyoruz. 26.8 milyar civarında borç var 2018 sonunda.Arkadaşlarıma güncel tabloyu oluşturun dedim. Ön bilgiyi paylaşayım: Bugün itibariyle İBB’nin günlük borcu 30 milyar civarında.23,8 milyar civar gider bütçesi hesaplanmış. 22 milyar civarında gelir bütçesi. Aradaki farkın borçlanılması hesaplanmış. Türkiye’nin ekonomisinin de etkisi var. Hazineden gelen ilk 6 ay içerisinde 2 milyar civarında düştü.Düşünülen gider bütçesi 2019 sonunda 35 milyarı bulacak. Tasarlanan gider bütçesi. Mevcut gelir bütçesinin düşüşünden kaynaklanan durumla beraber borç 35 milyar civarında.Bugünkü Türkiye’nin ekonomisinde ne yapacağız?Büyük rakamlar bunlar. Biz bunu şunu için anlatıyoruz: Milletimiz nereden başladığımızı bilsinler. Enkaz edebiyatı yapmıyor. Esas ekonomik tabloyu sunacağımız basın toplantısı yapacağız. Arkadaşlarımız hızlı bir tespit yapacaklar.Neyi yapıp yapmayacağımız konusunda net bir öngörümüz yok. Yapmayacağımız diye bir şey de yok. İstanbul’un kabiliyetleriyle başaracağımızı düşünüyoruz. İştiraklar tarafında sıkı bir denetim süreci olacak. Uluslararası deneyim sahibi denetim kuruluşlarımızla İBB’nin iştiraklerini denetleyeceğiz. İç denetim mekanizmamızı devreye soktuktan sonra şuradan başlayacağız: Tasarruf.Araç mevzusunda ciddi anlamda iddialarımız var. Hızlıca bütün araçların bir alana yığıp çağıracağız. Binek araçlar.Büyük bir kısmı 1-2 kişinin kullandığı araçlar. Bunun sayısal büyüklüğünü göreceğiz. Reva mıdır değil midir bakacağız.Yüksek sayıda yüksek konforlu araçların kiralanması için ayruılan bütçelerin yüksek sıkıntı olduğunu belirtmek isterim. Her dönemde tasarruf edilmeli.Milletimizin malı her kuruşu hesaplamalıyız. Kul hakkı yememek, tüyü bitmemiş yetimin hakkı diyoruz.İBB’nin mal varlığı nasıl kullanılıyor? Sayıştay raporunda gelirlerin yüzde 20’sinin tahsil edildiği noktasında tespit var.İBB’de her konuda seferberlik. Buna önem veriyorum. İBB’nin gelirlerinin artırılması yönünde seferberlik. Bütünüyle teftiş edilmesi.Kime İBB’nin gayrimenkulu verilmiş, neden para tahsil edilmiyor? Küçük bir zümre üzerinden 16 milyon insanı mağdur edemezsiniz. Hem açıklanacak hem de somut kanıt gösterilecek.İşin uzmanlarıyla çalışıyoruz. İşin uzmanları dediğim liyakat. Millete hizmet edecek. Partizanlığı bitirecek. Boynu bükük olunacak tek kitle İstanbul halkı.Ekrem İmamoğlu Genel Sekreter’in kim olacağını yönelik sorulan, Genel Sekreter olarak tanınmış bir CEO’yu atayacağınız söyleniyor ne dersiniz sorusuna, Gayet tabi yanıtını verdi.İmamoğlu, Yavuz Erkut’un ismini İBB Genel Sekreterliği için açıklarken şunları ifade etti.Ben ne dedim eş, dost akraba yok. Bu şehrin çok kıymetli insanları var. Kendini ispat etmiş. Bir çalışma prensibimiz var. Herkesi kucaklayacağız.

    Takım çalışmasına uygun, kişiye değil 16 milyon insanı mutlu edecek insanlarla geçmişten bugüne tanışıyoruz. Bu süreç içerisinde tanıştığımız insanlar bile var.Örneğin genel sekreter olarak düşündüğümüz Yavuz Erkut bey, kamu tecrübesi en üst seviyede. Türkiye’nin en kıymetli kurumlarından birini yönetmiş.Hem orada hem diğer görevde başarılı bir CEO’luk yapmış böyle bir beyefendi hizmet yapacak. Bakanlık onayı ve diğer işlemler var.Ülkenin cumhurbaşkanı yurt dışında. Dönüş takvimi başladı. 23 Haziran gecesi irrtibat kuracağımızı söyledik. Ülkenin hangi makamı kurumu olursa olsun kapısını ısrarla çalacağız. Israrla arayacağız.Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı dava belediye lehine sonuçlandı. Kanuna aykırı çünkü. Böyle bir şey olur mu? Ankara’da bir sistemde meclisin bile birçok yetkisi Cumhurbaşkanı’na geçmişken tersi bir akım niçin? Belediye başkanlığından gelen sayın cumhurbaşkanının da yönetim anlayışına ters.Arkadaşlarım da takip ediyor. Gerekirse hukuki başvuru olacak. Tamamen siyasi bir manevra. Geriye dönük bir adım olarak düzeltilmesi toplum lehine olur. Bir sorun yaşadığımızda yetkililerle görüşür, hukuki hakkımızı ararız.Seçimi kaybetmiş birkaç kişinin zihninden hırsla geçmiştir diye düşünüyorum. Ne cumhurbaşkanının ne bakanların aklından geçmemiştir. Hukukta öyle bir şey yok. Ben öyle bir hamle beklemiyorum.Birçok konu var aslında. Kent yoksulluğu konusunu önemsiyorum.Ülkenin enflasyon sorununu çözecek değilim. Ama yoksul insanlar varsa ben onların yanında olacağım. Bütçede açıkladığımız tüm indirim paketleri, örneğin şimdi meclise getireceğiz 4 yaşına kadar çocukların anneleriyle birlikte ücretsiz gezebilecek.Binali Bey, programda bir çay daveti yaptı. Çay davetini de aldık sorun yok. Ama davet orada kaldı.Davet eden birisini arayıp ‘Ekrem bey ne zaman geleyim çaya’ olmaz yani. Seçime kadar olması kıymetliydi ama bana bir çay daveti gelmedi.Ben de şunu söyledim. TV’den tebriği kabul etmiyorum. Ben mazbatamı aldım nezaketen farklı bir tebrik telefonu bekliyorum. Ben olsam arardım. Ben olsam gider hediyemi takdim ederdim.Ben kendilerini en layık şekliyle Saraçhane’de ağırlamak istiyorum. Birkaç konuda görüşlerini almak isterim. Kendi fikirlerimi aktarmak isterim. Kahve ikram etmek isterim.Sayın Yıldırım işi yemeğe çıkarırsa öne geçer ancak şimdi ben kendilerini kahveye davet ettim.

  • in , , ,

    Kıbrıs Taşkent’e düşen cisim hakkında açıklama

    Kuzey Kıbrıs’a dün gece düşen ve bölgede büyük bir korku ve paniğe sebep olan cismin hava aracı olduğu yönünde iddialar vardı. Fakat yapılan son dakika açıklamasında Kıbrıs Taşkent’e düşen cismin Suriye füzesi olduğu belirtildi. İşte olay yerinden ilk görüntüler.Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Taşkent köyü bölgesinde bu sabaha karşı büyük patlamalar ve beraberinde yangın meydana geldi.

    Patlama sonrasında olay yerine giden yetkililer ve ekipler sabah saatlerine kadar bu cismin ne olduğuna dair bir açıklama yapmamıştı. Bölgede büyük bir panik ve korkuya sebep olan olayla ilgili yapılan açıklamalarda ise düşen cismin bir hava aracı olduğuna yönelik iddialar vardı.Kıbrıs’ın Taşkent bölgesi kuş uçumu olarak Suriye’nin merkezinden 506 kilometre mesafe uzaklıkta. Fakat yerel saatle 10:30 sularında KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olan Kudret Özersay açıklama yaptı. Özersay füzenin havada, çarpmadan önce patladığının tahmin edildiğini ve konu hakkında bilgi sahibi olabilecek ülkelerin büyükelçileri ile temasa geçtiklerini ifade etti.İsrail savaş uçakları dün gece Humus ve Şam kentlerinde yer alan Suriye ordusu mevzilerine hava saldırısı düzenlemişti. Füzenin bu saldırı sırasında devreye giren hava savunma sistemlerine ait olduğu teyit edilirse, ilk defa Suriye’deki çatışmalar sırasında ateşlenen bir cisim Kıbrıs’a isabet etmiş olacak.Füzenin düştüğü bölge havadan böyle görüntülendi.KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Taşkent´e düşen füze ile ilgili olarak, İlk değerlendirmeler dün akşam Suriye´ye yönelik olarak düzenlenen hava saldırısı karşısında devreye giren hava savunma sisteminin parçası olan Rus yapımı bir füzenin hedefi ıskalaması ertesinde menzilini tamamlayıp ülkemize düşmesidir açıklaması yaptı.

    KKTC Bakanlar Kurulu´nun askeri yetkililerle özel gündemle toplanmasından önce sosyal medyadan açıklama yapan Özersay, şu bilgileri verdi.Dün akşam meydana gelen patlamayla ilgili olarak sabah saatlerinde Kıbrıs´ta bulunan ve bu konuda bilgi sahibi olabilecek olan ülkelerin Büyükelçileri ile temasa geçtik ve halihazırda iletişim halindeyiz. Gelecek olan bilgileri kamuoyu ile paylaşacağız. Patlamanın yere çarpma öncesinde olduğu düşünülmektedir zira yerde herhangi bir çukur açılmamıştır. Farklı birkaç noktaya düşen parçalar füzenin havada, çarpmadan önce patladığını doğrulamaktadır. Şu anda Barış Kuvvetleri Komutanımız ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanımızla Başbakanlıkta toplantıdayız.KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da olay yerinde incelemelerde bulundu. Yetkililerden bilgi alan Cumhurbaşkanı Akıncı patlama ile ilgili, Büyük bir parça üzerinde yapılan inceleme büyük ihtimal füze olabileceğini gösteriyor. Görgü şahitleri havada patladığını söylediler. Tek tesellimiz meskun mahale düşmemesi. Son derece önemli bir hadise. Komutanlarla konuştuk, ülke dışından gelen bir cisim bilgisi var. Gün ışıyınca daha iyi anlayacağız. Bu hadise barış ve huzurun ne kadar önemli olduğunu gösteriyor dedi.Diplomatik kaynaklar, düşen füzenin S-200 olduğunu iddia etti.

    Bir gazetecinin, Bulunan parçaların üzerinde Rusça yazıların olduğu yönündeki sorusuna da Akıncı Öyle ibareler olduğu söyleniyor. Bölgede her tür silahlı araç gereç mevcut, Rusya´nın da Amerika´nın da araç gereçleri var. Eğer bir füzeyse, Rus füzelerinden biri olabilir. Ama net olarak tespit yapılsın, yetkililerimiz bizi aydınlatsın ki biz de daha net bilgi verebilelim cevabını verdi.Öte yandan İHA, Suriye ordu kaynaklarına dayandırdığı bir haber hazırladı. Haberde Suriye ordu kaynaklarının, S-200 füzesinin kalıntısı olduğunu öne sürdüğü cismin, patladıktan sonra, yüksek derecede zehir yaydığı uyarısında bulunduğu belirtildi. Syrian Military Capabilitys adıyla sosyal medya üzerinden yayın yapan Suriye ordu kaynakları, KKTC’nin Taşkent köyüne düşen cismin, Suriye’den İsrail savaş uçaklarına fırlattığı füzenin kalıntısı olduğunu öne sürdü. Suriye ordu kaynakları, S-200 füzesinin kalıntısı olduğunu öne sürdüğü cismin, patladıktan sonra, yüksek derecede zehir yaydığı uyarısında bulundu.

  • in , , , ,

    AKP’de istifa edelim ayaklanması

    Abdulkadir Selvi İstanbul tartışması sürüyor başlığıyla yayımlanan yazısında 23 Haziran İstanbul seçiminin ardından yapılan AKP MYKtoplantısına dair bilgiler aktardı. MYK’da YSK’ya yapılan iptal başvurusunun doğru olmadığını savunanlardan Parti politikaları partinin yetkili kurullarında görüşülmüyor diye bir kanaat olduğunu söyleyen Selvi, Erdoğan’a Partinin kararları MYK’da konuşulabilseydi bunlar olmazdı eleştirisinin geldiğini Erdoğan’ın da Benim istişare ile karar almadığımı söylemek, şahsıma yapılmış bir hakarettir diye karşılık verdiğini aktardı.

    Selvi’nin yazısı şöyle.İSTANBUL seçimleri bize gösterdi ki doğru adayla ve doğru stratejiyle kazanılmayacak seçim yoktur. Yine İstanbul seçimleri bize gösterdi ki kaybedilmeyecek seçim de yoktur.Ekrem İmamoğlu, herkesi kucaklayıcı kampanyasıyla yakaladığı çizgiyi belediye başkanlığında da sürdürmekte kararlı. O nedenle İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliği’ne enerji sektöründe adından saygıyla söz edilen bir ismi getiriyor.Eski TÜPRAŞ Genel Müdürü Yavuz Erkut’tan söz ediyorum. Erkut, TÜPRAŞ’ta uzun süre görev yaptıktan sonra OPET Genel Müdürlüğü yapmış, TÜPRAŞ’ın özelleştirilmesi üzerine TÜPRAŞ Genel Müdürlüğü’nü üstlenmiş bir isim. Sosyal demokrat bir kişilik olarak tanınıyor. Yavuz Erkut ismi kulağıma gelince, sektörün duayenleriyle konuştum.Muhafazakâr isimler dahi kendisinden saygıyla söz etti. Kararında bir değişiklik olmazsa, Ekrem İmamoğlu ilk düğmeyi doğru iliklemiş olacak. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 1989 travmasını yaşatmayacağım demişti. SHP, 1989’da İstanbul, Ankara ve İzmir’i kazandı.Ancak İSKİ yolsuzlukları nedeniyle İstanbul’da öyle başarısız bir sınav verdiler ki 25 yıl daha iktidar yüzü görmediler. Aslında 1989 süreci CHP açısından çok büyük dersler içeriyor.İstanbul seçimleri sıradan bir seçim değil. Türkiye’nin kaderinde söz sahibi olmak isteyenlerin çok iyi analiz etmesi gerekiyor.

    Bu açıdan AK Parti’nin İstanbul seçimlerinden sonra 25 Haziran Salı günü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında yapılan MYK toplantısında yapılan değerlendirmeler önemli.Toplantıda 10’a yakın isim konuşuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğankonuşulanları tek tek not alıyor. Kimi zaman araya girip cevap verme ihtiyacı hissediyor. Recep Tayyip Erdoğan’ı Türk siyasetine kazandıran ve AK Parti’nin doğumuna neden olan İstanbul’da seçimler 9.5 puan farkla kaybedildiyse elbette ki bunun enine boyuna tartışılmasında yarar var. Eğer tartışılmıyorsa orada bir sorun var demektir. YSK’ya yapılan iptal başvurusunun doğru olmadığını savunanlardan Parti politikaları partinin yetkili kurullarında görüşülmüyor diye bir kanaat var. Partinin kararları MYK’da konuşulabilseydi bunlar olmazdı eleştirisi gelince Erdoğan, “Benim istişare ile karar almadığımı söylemek, şahsıma yapılmış bir hakarettir” diye karşılık veriyor. 23 Haziran seçimlerine ilişkin değerlendirmeler yapılıyor, sonunda ise Erdoğan’a Her şeye rağmen atacağınız adımların arkasındayız diye destek veriliyor.AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Kaybeden dava değil, biz kaybettik diyor. Eğer çalışılırsa bu işler düzeltilebilir. Şer gibi gözüken bu süreç hayra dönebilirdiye ekliyor. Kadın Kolları Başkanı Lütfiye Selva Çam, kapsamlı bir analiz yapıyor. Kampanyamız kadınlarda ve gençlerde karşılık bulmuyor. AK Partililerin çocukları AK Parti’ye oy vermiyor diye konuşuyor.AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ise hem yanlışlara işaret ediyor hem de önerilerde bulunuyor. Bu dille olmaz. Bu dil bize başkanlık sisteminden önce yüzde 45 getiriyordu. Yeni sistemde yüzde 50 artı 1’e ihtiyaç var. Kucaklayıcı bir dil kullanmamız lazım diyor.

    Bülent Turan’ın konuşmasından bazı başlıkları paylaşmak istiyorum.- İstanbul’u lokal bir seçim olarak değerlendiremeyiz. Sonuç sadece artı 806 bin değil, bizim eksi 230 binimiz var.- Dilin kullanılması yanlıştı.- Sisi benzetmesi doğru değildi.- Saadet Partisi’ni eleştirebilirsiniz ama Saadet Partisi’ni terörle eş tutamayız.- EYT’lilere bir şey yapamadık ama onları ötekileştirmememiz lazımdı.- Genç seçmenlere ulaşmada sıkıntılarımız var.- Tabanda biriken bir sitem var. Bunun yönetilmesi lazım.- Önümüzde 4.5 yıl gibi bir süre var, yatırımlar açısından bu süre önemli. Ama parti içindeki sorunları çözmek ve partiyi geleceğe hazırlamak açısından da iyi bir süre.AK Parti Genel Sekreteri Fatih Şahin, açık yüreklilikle İstifa edelim önerisini getiriyor.AK Parti bunları tartışmalı ama bu zor günlerde liderinin etrafında kenetlenmeli. Hem de Erdoğan’a sımsıkı sarılmalılar. Çünkü AK Parti’yi içinde bulunduğu durumdan çıkaracak olan yine Erdoğan olacak.Ayrıca AK Parti’nin önünde 2023 seçimleri var. İstanbul seçimlerinden sonra 2023 seçimleri AK Parti ve Erdoğanaçısından varlık ya da yokluk seçimine dönüştü. O nedenle diyorum ki AK Parti, İstanbul seçimlerini tartışmalı. Ama iç tartışmalara saplanıp kalmamalı. Tam aksine Sezai Karakoç’un dizelerinde olduğu gibi Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır diyebilmelidir. Erdoğan’ın hikâyesi de bu değil mi? Şimdi yeni bir hikâye yazma zamanı.

  • in , , , ,

    Deniz Zeyrek’ten iddia Erdoğan bırakıyor mu?

    Deniz Zeyrek, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni parti kurma hazırlığında olan Ali Babacan’a ekonominin başına geçmesi yönünde teklif gönderdiğini öne sürdü. Zeyrek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti üyesi olmakla birlikte parti genel başkanlığını bırakması da bu çerçevede bir seçenek olarak gündeme gelebilir dedi.Başlıktaki sözler, AK Parti Merkez Yürütme Kurulu üyelerinden birine ait.Bu değerlendirmeyi, parti yönetiminde ve hükümette değişim olup olmayacağı sorusuna yanıt verirken yapıyordu. En önemli referansı da son AK Parti MYK toplantısında yaşanan tartışmalardı.Evet, AK Parti genelinde, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın diplomatik temasları, yurt dışı gezileri tamamlandıktan sonra önemli değişimlerin yaşanacağı beklentisi hakim.Peki bu değişim nereden başlar, nereleri kapsar ve nasıl seyreder?Parti yönetiminde olası bir değişikliğe 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinde yetki ve sorumluluk sahibi olan insanlarla başlanacağı kesin.

    Daha açık yazmak gerekirse, seçim işlerinden sorumlu Ali İhsan Yavuz ile birlikte yerel yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki ve teşkilattan sorumlu Erkan Kandemir listenin en üstünde.İstanbul ve Ankara başta olmak üzere başarısız il örgütleri de büyük bir neşter yiyecek.Değişimin parti yönetimi ile sınırlı kalmayacağı, kabine değişikliğine gidileceği de açık. Kimler gider sorusuna verilen yanıtların tamamına yakını tahmin. Ancak bütün tahmin listelerinin ortak bölümünde Tarım Bakanı, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmet Bakanı, Spor Bakanı ve Turizm Bakanı gibi isimler yer alıyor.Aynı soruya yanıt veren hemen her AK Partilinin başka bir ortak tepkisi daha var.Kabinenin tamamını değişseniz de herkes tek bir isme, Hazine ve Maliye Bakanı’na bakar.Yerel seçimlerde elde edilen sonucun en büyük belirleyicisi ekonomik krizdi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da TBMM’deki son grup toplantısında enflasyon, faiz oranları, döviz kurları ve istihdam konusunda halkın memnuniyetsizliğinin farkında olduğunu ortaya koydu.O halde, gelecek dönemde partide ve kabinede değişiklikler yaşanması kadar ekonomi alanında da önemli kararlar alınacağını kestirebiliriz.Bir kaynağım, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir dönem çok yakınında olan bir partiliyi, parti kurmaya hazırlanan Ali Babacan’a göndererek ekonominin dümenine geçme çağrısı yaptığını, Babacan’ın ben yokum, ama isterseniz Türkiye’nin ekonomisine ilişkin hazırladığımız programı verelim, uygulasınlar yanıtını verdiğini anlattı.

    Bu detay, Erdoğan’ın ekonominin patronunu değiştirmek istediğinin bir göstergesi olarak sayılabilir.Yeni dönemde rötuşlar yapılarak başkanlık sisteminin sorunlarının giderileceğini yazanlar oldu. Ancak, Beştepe’de sistemin kusursuz işlediği, gerek genel, gerekse yerel yönetimlerde halkın temsil oranının arttığı görüşü hakim.O nedenle sistemde değişiklik yapmak yerine, yasama ayağının güçlendirilmesini, yürütmenin parti, dolayısıyla da yasama üzerindeki etkisinin azaltılmasını sağlayacak adımlar atılabilir. AK Parti MYK toplantısında dillendirilen, Biz size ulaşamıyoruz. Bütün kararları etrafınızdaki insanlarla alıyorsunuz eleştirisi doğrultusunda partinin güçlendirilmesi ve yönetime daha fazla katılımı sağlanabilir.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti üyesi olmakla birlikte parti genel başkanlığını bırakması da bu çerçevede bir seçenek olarak gündeme gelebilir.

  • in , , , ,

    Seçim Sonrası Olay Sözler : Beter Olsunlar

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, seçim sonuçlarının ardından Twitter hesabından paylaşımda bulundu.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, seçim sonuçlarının ardından Twitter hesabından paylaşımda bulundu.Celal Çelik, resmi Twitter hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:İstanbul’un attığı tokadın muhatabı tartışmasız olarak RTE!Böylesi ezici sonuç, AKP’nin çabucak çökeceğini açığa çıkarıyor.Beter olsunlar Çok çektirdiler.Ancak, bu halk çok çabuk toparlar.

  • in , , , , ,

    Özge Ulusoy’dan İmamoğlu paylaşımı

    Model ve sunucu Özge Ulusoy adının sosyal medyada gündeme gelmesinin ardından dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Adı Berat Albayrak ile ilgili iddialara karışan Ulusoy bugün .Ben şimdi bu ülkenin şerefli bir evladı olarak oyumu kullanmaya gidiyorum. Oy ver! demişti.Seçimi Ekrem İmamoğlu’nun açık ara kazanmasının ardından Özge Ulusoy Instagram hesabından dikkat çeken iki paylaşımda bulundu. Ulusoy’un instagram hikayelerine ilgi büyük oldu.

  • in , , , ,

    AKP’nin Canlı Yayın Planını Açıkladı

    Habertürk yazarı Fatih Altaylı 16 Haziran’da yapılacak İmamoğlu – Yıldırım düellosunu köşesine taşıdı.İstanbul’un seçilmiş başkanı Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Cumhur İttifakı’nın adayı Binali Yıldırım arasında 16 Haziran’da gerçekleştirilecek ortak canlı yayın programının moderatörlüğünü İsmail Küçükkaya yapacak. Fatih Altaylı bugünkü Şaşırdım mı acaba başlıklı yazısında İmamoğlu ve Yıldırım arasında yapılacak düello ile ilgili AKP’nin yapabileceklerini yazdı. Altaylı, Program sırasında eğer işler istedikleri gibi gitmezse Muhalif medyanın tuzağına düşmüş mağdur aday olacaklar dedi.Fatih Altaylı’nın işte o yazısı: Sonunda belli oldu.

    Uğur Dündar’ın kabul etmediği işi, İsmail Küçükkaya yapacak.İstanbul’un iki belediye başkan adayına soruları Küçükkaya soracak.Peşin peşin söyleyeyim, Didem Arslan’a çok ayıp edildi.Bu işi ısrar kıyamet gündeme getiren, isteyen, zorlayan oydu.Ama AK Parti adayı Yıldırım, partisine muhalif birisinin moderatörlük yapması için ısrarcı oldu. Hem de Devlet Bahçeli’yi kırma, üzme pahasına.Peki AK Parti adayı niye böyle bir şey yaptı!Niye ilk olarak en muhalif kanalın programcısı ve en muhalif gazetenin yazarı Uğur Dündar’ı istedi?Niye Uğur Dündar talebi savuşturunca ikinci en muhalif medya olan FOX TV’den İsmail Küçükkaya’yı önerdi?

    Bakın size bir şey söyleyeyim.Bana sorarsanız AK Parti adayının ilk tercihi İsmail Küçükkaya değildi.Bence o asıl Fatih Portakal’ı istiyordu.Çünkü İsmail Küçükkaya biraz daha ortadan bir isimdi, asıl muhalif olan Fatih Portakal’dı ve Yıldırım onu tercih ederdi.Ama Portakal’ın Ekrem İmamoğlu ile sınıf arkadaşı olması, Portakal’ın İmamoğlu’nu açık biçimde destekliyor olması buna mani oldu.İş İsmail’e kaldı.Niye!AK Parti burada bir strateji uyguluyor bence.Geride olduklarını biliyorlar. Zaten öyle olmasa karşılıklı tartışma programına evet demeleri mümkün değildi.Şimdi bu programı kağıt üzerinde en muhalif televizyonun program sunucusuna yaptırarak meydan okuyorlar.Program sırasında eğer işler istedikleri gibi gitmezse Muhalif medyanın tuzağına düşmüş mağdur aday olacaklar.Yok eğer İsmail Küçükkaya muhaliflerin beklediği performansı sergilemez ve sert sorular soramazsa bu kez de muhalefetin kalesini dağıtmış, güvenilirliğini yerle bir etmiş olacaklar.Yani ya Küçükkaya 31 Mart seçiminin İmamoğlu karşısındaki Turgay Güler’in, Binali Yıldırım versiyonu olacak.Ya da Bu muymuş, muhalif medyanın sesi Fox TV denilecek.Bence plan bu.Bakalım İsmail bu işin içinden nasıl sıyrılacak!

Daha fazla göster
Congratulations. You've reached the end of the internet.