• in , , , ,

    Elçin Sangu’dan Tarihi Uyarı

    Oyuncu Elçin Sangu, YSK kararı ile 23 Haziran’da tekrarlanacak İstanbul seçimlerine ilişkin takipçilerini uyardı.Elçin Sangu geçtiğimiz günlerde Ekrem İmamoğlu’na verdiği destekle konuşulmuştu.Sangu’dan seçimle alakalı dikkat çeken bir paylaşım daha geldi.Herkes adresini kontrol etsin.Elçin Sangu’nun paylaşımı şöyle oldu.Herkes adreslerini kontrol etsin mesela şuan geçen seçimde aynı adreste olmama rağmen bugün yaptığım kontrol sonucu adresimde yokum.

    Elçin Sangu 13 Ağustos 1985’te İzmir’de doğdu. Çerkez kökenlidir. Mersin Üniversitesi Opera bölümünden mezun olan Elçin Sangu, Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümünü burslu olarak kazanmıştır.

  • in , , , ,

    Popular

    Mesele İstanbul Değil İmamoğlunu Zehirleyecekler İddiası

    Geçtiğimiz haftalarda Aydınlık gazetesinden istifa eden Sabahattin Önkibar bugünkü yazısında flaş bir iddiada bulundu. Önkibar, İmamoğlu’nun hayatının tehlikede olduğunu öne sürdü.3 hafta önce Aydınlık gazetesinden istifa ederek Oda Tv’de yazılarına başlayan gazeteci yazar Sabahattin Önkibar bugünkü İşte Saray’ın İstanbul kararı başlığıyla yayımlanan yazısında flaş bir iddiada bulundu. Önkibar, 31 mart yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’nun hayatının tehlikede olduğunu öne sürdü.

    Yazısının bir bölümünde bu iddiayı dile getiren Önkibar, Düşünün, bunu konuşanlar var: Ekrem İmamoğlu her an zehirlenme ve trafik kazası dahil her türlü bir kötülük girişimine kurban gidebilirmiş! Yani yaşamı tehlikedeymiş! Niçin mi? Mevcut siyasal düzeni yerle bir edecek demokratik seçenek olmuştur da, ondan dedi. İşte Önkibar’ın yazısından dikkat çeken o bölüm:EKREM İMAMOĞLU İÇİN UYARI

    Türkiye’de artık olmaz olmaz!Düşünün, bunu konuşanlar var: Ekrem İmamoğlu her an zehirlenme ve trafik kazası dahil her türlü bir kötülük girişimine kurban gidebilirmiş!Yani yaşamı tehlikedeymiş! Niçin mi?Mevcut siyasal düzeni yerle bir edecek demokratik seçenek olmuştur da, ondan!Altını çiziyorum. Kim bu kirli düzenden besleniyor ve Ekrem İmamoğlu gelirse tasfiye olacağını görüyorsa, onlar bu namert düşünce ve muhtemel teşebbüsün potansiyel failleridir.Keza epeydir Türkiye’de kaos peşinde olan dış dinamikler, amaçları adına böyle bir alçaklığa soyunabilir.Emin olun bu iddia benim kişisel kuruntum ya da komplo teorim değil, devletin zirvelerinde sorumluluk almış önemli bir istihbarat yöneticisinin korku çığlığıdır, herkesi uyarıyorum!Umarım, doğru çıkmaz bu iddia

  • in , ,

    Popular

    Kılıçdaroğlu tutuklandı tutuklanacak

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski danışmanı Akif Beki Kılıçdaroğlu tutuklandı tutuklanacak başlıklı yazıda medyada çıkan yalan haber ve provokasyonların insanları nasıl etkilediğini ve belirli bir zümrenin de Kılıçdaroğlu’na yumruk atan Osman Sarıgün’ün kahramanlaştırılmaya çalıştığını yazdı.İşte Akif Beki ‘nin o yazısı.Atılan işaret fişeğiyle paralel bir kampanya başladı medyada. Saldırgan Osman Sarıgün’ü sevdirme, saldırıya uğrayan Kılıçdaroğlu’ndansa nefret ettirme kampanyası.Başsavcılık, saldırganların terör ve organize provokasyon bağlantılarını soruşturuyordu. Sonucunu, paralel güdümlü medya açıkladı.

    Buna göre provokasyon bulgusu yok, terörle ilişkilendirilmesi kabul edilemez, planlı ve organize bir eylem değil, spontane gelişmiş doğal tepki, Sarıgün’e saldırgan demek bile saygısızlık, kelepçeli fotoğrafı vicdanları yaraladı, Kılıçdaroğlu suçu kendinde arasın, mesajı alsın ve halkın rahatsızlığını gidermeye yani kendini affettirmeye baksın, seçim öncesi söylem ve ittifaklarını hazmedemedi millet, anayasal protesto hakkını kullandı, maksadı aşsa da saldırıyı yapan protestocu halktı, bu toplumsal öfkeyi karalamak yerine anlamaya çalışması lazım, kızgın bir grup marjinal denilemez, münferit olay değil, organize suç çetesi de değil, terörist muamelesi kesinlikle yapılamaz vesair.Araya şiddetin asla tavsip edilemeyeceğine dair amalı cümleler de sıkıştırılıyor tabii, yasak savma kabilinden.Partimizi ve arkadaşlarımızı gizli fail ve azmettirici gibi göstermeye kalkışmasın kimse.Akkuzulular sert insan, ne geziyor burada, köye sokmayın denmişse.Arkasında provokasyon, oyun, tuzak, organize tertip varsa hiçbir şey gizli kapaklı kalmamalıdır demiyor muydu oysa Bahçeli? Sokmayın diyen bir gizli failden, bir azmettiriciden, bir organize provokasyondan, bir örgüt bağından şüphelenmeye yer var demek ki.

    Osman amca, bir anda fiili saldırganlıktan ortak hislere tercüman olan milli bir kahramanlığa terfi ettiriliyor. Tezahürat ve alkış gırla!Kılıçdaroğlu’nun, maruz kaldığı suça zemin hazırlamak ve saldırganları üzerine saldırtmaktan niye hala tutuklanmadığını sorgulatmalarına ramak kaldı. Ha bugün ha yarın.Şimdilik neden bunu hak ettiğini kendine sormaya, şapkasını önüne koyup düşünmeye çağrılıyor CHP lideri.Sevimlileştirilen cici saldırgan Osman Amca’nın ne demeye tutuklandığı, bu zulme sessiz kalınamayacağı çığlıkları da işitilmeye başlandı zaten.Gözaltına alınanlara yöneltilen suçlama suça teşvik. Fakat yanlış tarafa yöneltiliyormuş bu suçlama. Manipülasyonlarla, çarpıtmalarla, suni algı aldatmacalarıyla gerçek tersyüz ediliyormuş. Halkımız artık bu kurgulara kanmıyormuş.Yani kışkıranları kışkırtarak suça teşvik eden Kılıçdaroğlu’nun kendisi. Acısına yenilen ve terörle siyasi işbirliğini yediremeyen masum ve hassas bir vatanseverden başkası değilmiş Osman Amca.Halbuki Osman Amcaları, ifadesinde ağzıyla söylüyor, Kılıçdaroğlu’nu terör destekçisi gösteren haberlerden etkilendim diye.

    Dün o haberlerden biri daha çıktı Yeni Şafak’ta. Terör örgütü PKK elebaşı Duran Kalkan, CHP’nin HDP desteğiyle kazandığını söylerken işbirliğini daha ileriye taşımalarını istedi spotuyla anons edilmişti.Ama açıp okuduğunuzda, HDP ile ittifak yapmadığı için Kalkan’ın CHP’yi kıyasıya uyardığını ve yerdiğini görüyorsunuz. CHP niye HDP ile ittifak yapmıyor? HDP’nin bir marazı mı var? Yasalara göre kurulmuş bir parti şeklinde hariçten gazel okuyor.Sonuna kadar haklılar, algı çarpıtmaları tutmaz, nafile! Gerçeği istediğiniz gibi olduğundan farklı sunun, er veya geç foyası çıkıyor ortaya.Ha, ondan önce algı operasyonlarınızdan etkilenen birileri çıkarsa emelinize ulaşmış olursunuz, o ayrı. Kışkırtma sorumluluğunu da hedef gösterdiğiniz kimsenin üstüne yıktınız mı, sıyrılıverirsiniz provokasyonun içinden.Milleti birbirine kırdırtmadan rahatlamayacaklar demeye dilim varmıyor. Ama seçtikleri kurbanı tutuklatmadan rahatlamaları zor, onu söyleyebilirim.

  • in , ,

    Popular

    Sosyal Medya da Rekora Koşan Yazı

    Almanya’dan Güzelcan Çelik’in paylaşımı sosyal medyada paylaşım rekoruna koşuyor.İşte o paylaşım:NEDEN SANA OY VERMEYECEĞİM DİYORUM.Ben Amerika’ya katil derken,Sen katile hizmet ediyordun.Ben Fetö’ye terörist derken,Sen hoca efendi diyordun.Ben Apo’ya bölücübaşı derken,Sen barış elçisi diyordun.Ben Atatürkçü paşalara sahip çıkarken,Sen Ergenekon’un savcısıydın,Ben Suriye’nin iç işlerine karışmayalım derken,Sen Amerika’nın gazıyla Esed gidecek diyordun.Ben milli bayramlarımda coşayım derken,,Sen bana biber gazı sıkıyordun.Ben 1 Mayıs’ta işçi tulumuyla halay çekerken,Sen beni copluyordun.İşte bu yüzden seni sevmiyorum.Ben ülkemin muassır medeniyetler seviyesinde olmasını istiyorum,Sen tarikatlar şeyhler ve müritler ülkesi yapmaya çalışıyorsun.

    Ben bütün inançlara eşit mesafedeyim,Sen kendi inancın dışındakilere düşmanlık yapıyorsun.Ben kadınla erkek eşittir diyorum.Sen kadını aşağılıyorsun.Ben bilimi birinci yol gösterici kabul etmişim,Sen bilime düşmanlık ediyorsun.Ben sanatın içinde yaşıyorum,Sen sanatın içine tükürüyorsun,Ben ormana yeşile sahip çıkıyorum,Sen rant uğruna kesiyorsun.Ben demokrasiyi amaç edinmişim,Sen demokrasiye araç diyorsun.İşte bu yüzden seninle anlaşamıyorum.

    Ben insanım,Sen kul olayım istiyorsun.Ben düşünüyorum,Sen vuruyorsun.Ben sorguluyorum,Sen biat istiyorsun.Ben çoğulcu demokrasiden yanayım,Sen tek adamlık istiyorsun.Ben Cumhuriyetçiyim,Sen saltanat istiyorsun.Ben laikim,Sen şeriat istiyorsun.Ben halkçıyım,Sen kralcı olmamı istiyorsun.Ben Anadolu çocuğuyum,Sanayide çıraklık,Tarlada ırgatlık,Kışlada askerlik yaptım.Sen çocuğuna çürük raporu alıyorsun.Ben türküyüm,Hasret Gültekin’im,Nesimi Çimen’im,Muhlis Akarsu’yum,Sen beni yakıyorsun,Ben ozanım,Aşık Mahsuni’yim,Arif Sağ’ım,Fevzi Kurtuluş’um,Sen sazımı kırmak istiyorsun,Ben halkım,Deniz Gezmiş’im,Dadaloğlu’yum,Pir Sultan Abdal’ım.Sen kellemi istiyorsun.Ben solcuyum,Ben Nazım Hikmet’im,ben Uğur Mumcu’yum,Sen bana vatan haini diyorsun.Ben Atatürk’ün torunuyum,Sen ATA’ma ayyaş diyorsun,İşte bu yüzden sana Oy vermeyeceğim diyorum.kaynak :http: //orajpoyraz.blogspot.com/ 2018/04/guzelcan-celik-neden-sana-oy.html

  • in , , , ,

    Popular

    Menzil Tarikatı 2019’da Darbe’ye Hazırlanıyor

    Nazif Ay, Odatv için korkutan bir analizi paylaştı ve şok bir uyarıyı ‘benden hatırlatması’ vurgusu ile paylaştı. İşte o olay yazı…

    Fetö’yü iktidar hırsına yönlendiren dinsel kaynaklara ve mistik hezeyan hastalığına dayalı motivasyonu, cemaatin gizli misyonuna ait direktifler bulunuyordu.

    Bir laf vardır, çok şeyi özetleyen, “Ya devlet başa ya kuzgun leşe” diye.

    Bunun anlamı, devlet devletliğini yapmazsa, liyakat ve ehliyete göre adalet kurallarına uygun davranmazsa, yani kendi varlığını koruma refleksinin de ötesine geçip iktidara aday hasım örgütleri tespit etmez, hatta onları koruma altına alarak desteklerse, yıkılmayı hak ediyor demektir.

    Bir Fetö faciası yaşadık, biliyorsunuz.

    Fetö’yü iktidar hırsına yönlendiren dinsel kaynaklara ve mistik hezeyan hastalığına dayalı motivasyonu, cemaatin gizli misyonuna ait direktifler bulunuyordu.

    İsterseniz Fetö’nün hain planlarının destek noktalarını ve yaşanan süreci kısaca bir hatırlayalım.

    1-İslamcı katliamın kutsanmış kavramı olan cihadın her alanda yapılması gerektiği inancı, Fethullahçıları dinî ve cemaatsal misyon yönünden motive etmişti:

    2-Said Nursi’nin Risale-i Nur adlı kitabının 5. Şua’sındaki “Kahraman ordu, onun elinden dizginini kurtaracak, yani Türk Silahlı Kuvvetleri ebedi Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün deccallığını kabul edip onun ilke ve devrimlerini terk edecek” o meşhur müjde(!)

    3- Fethullah Gülen Örgütüne ilham veren Nurcu kaynaklardan üçüncüsü, “Atatürk’e Küfretme Belgesi” olan “İnnâ A’taynâ’nın Sırrı Lahikası” idi. Söz konusu lahika (cemaat içi bildirim), Nurculuktaki Mehdi, Deccal ve Süfyan mitolojisinin ihanete dayalı deklarasyonuydu. Kevser Suresi’nin ayetleri, Said Nursi’nin bazı tarihlere gönderme yaptığı fantastik yorumlarıyla ele alınıyordu. Lahikada, Ebced/ Cifir hesabına göre tarihler çıkarılıyordu. Mustafa Kemal Atatürk ile İsmet İnönü iki ayrı deccal olarak, Mareşal Fevzi Çakmak ise üçüncü deccal olarak veriliyordu. Ancak cemaate göre Deccallığın dört sütunu vardı. Deccallığın dört sütunundan üçünün bu kişilerden oluştuğunu görürken, dördüncüsünden söz edilmemekteydi. Ancak, Said Nursi’nin talebelerinden Bayram Yüksel’in, bu dördüncü kişinin ilk Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Rifat Börekçi olduğunu söylediği rivayet edilir.

    Lahikanın en önemli kısmında Arapça bir metin bulunmakta ve Said Nursi şöyle seslenip küfretmekteydi:

    “Ey münafık ve ahmaklar (Mustafa Kemal ve İnönü),

    Cesedimi param parça etseniz de hakkı konuşmaktan geri durmayacağım.

    Dünyanın her bir köşesine sesimi işittirme imkânım olsa Kur’an’ın gerçek bir kitap olduğunu, onun, doğruyu yanlıştan ayıran güvenilir bir kaynak olduğunu, içinde kuşku bulunmayan bir Allah kelâmı olduğunu, Hz. Muhammed’in şüphe taşımayacak derecede Allah’ın elçisi olduğunu, Hz. Peygamberin (AS) getirdiği şeriatın Allah’ın bildirdiği bir mesaj olup tamamen adaleti temsil ettiğini, içinde zulmün bulunmadığını herkese haykıracağım.

    Ey Mülhidler (Mustafa Kemal ve İnönü),

    Laiklik, İslam dininin üzerinde bir zulümdür.

    Laikliği getirmenizden dolayı Arş-ı azam öfkeden titriyor.

    Yakında gelecek olan şiddetli ve kahredici ölümünüzü bekleyin bakalım!

    O an geldiğinde arşın sahibi olan Allah, liderlerinizi yeryüzünden alır.

    O liderler, Sekar adlı cehennemde, ağlayıp inleyerek cezalarını çeker.

    Cehennemdekiler; ölü işkembesine benzeyen zakkumu yiyerek ve pis içecekleri içerek sonsuza kadar acı çekerler.

    Siz dinsizler (Mustafa Kemal ve İnönü), bizi kötülüklerinizle zehirliyor ve sonra da bizi mürteci diye isimlendiriyorsunuz.

    Siz (Atatürk ve İnönü), kâfirlerin en pisi, vahşilerin en vahşisi, dinden çıkan iki mürtedsiniz.

    İsimlerinizdeki ‘Elif’ ve ‘Be’ harfleri, sizin iki Süfyan tarzı Deccal olduğunuzu gösteriyor.Din aleyhine faaliyet yapanların liderisiniz.Yahudilerin en iğrenci ve zalimlerin en zalimisiniz (…)

    4-Yahudi Kabalacılığının İslam dünyasındaki temsilcisi Muhyiddin-i Arabi ile ondan asırlar sonra yaşamış olan Nostradamus’un “Mehdi 2016 yılında çıkacak, Altın çağ başlayacak” şeklindeki kehanetlerine ya da kimilerine göre el Arabi’nin kerametine istinaden, kendini Mehdi ve Kutbul İrşad olarak gören paranoyak Fethullah’ın, 2016 yılının 15 Temmuz’unu “Mehdiyet darbesinin günü” olarak görmesi ve ona biat eden Fetöcü çete üyelerinin paylaşılmış mistik hezeyan psikolojisiyle kendilerine göre mukaddes Armageddon Savaşına girmeleri ve halkı katletmeleri.

    5-Yine Risale-i Nur’un Mektubat adlı kitabının 28. Mektub bölümünde geçen efsanevi İslam kahramanı “Sarıklı Genç”in Fetullah Gülen şeklinde yorumlanması ve ondan medet umulması.

    6-Tüm bunları görmekten aciz veya tüm bunları bildiği halde bu ihanet şebekesini devletin her kademesine çöreklendiren İslamcı hükümetin firaset ve basiret yoksunluğu.

    SIRADA 2019 DARBE HAZIRLIĞI VAR

    Herkesi ikinci kitabım Mehdi Mesih’te, kitabın kapağında Nostradamus 2016 dedi ibaresiyle, 2016’da ilahi Hero (kahraman) iddialı bir Mehdicilik harekâtının, yani siyasal iktidara darbe ve devletin başına çöreklenme hevesinin Fethullahçılarda vazgeçilmez bir İslamcı Kızılelma ülküsü olduğunu ihbar etmiştim.

    Şimdi de ihbar ediyorum.Menzil’deki Nakşıbendi tarikatının Halidiye koluna mensup tekkenin üyeleri sadece Sağlık Bakanlığı kadrolarında kolonileşmiyor, aynı zamanda 2019 yılında Mehdi’nin zuhur edeceğine (ortaya çıkacağına/ iktidara geleceğine) dair top secret inanca sahip olduklarını ve bu inancı yaydıklarını tüm Türkiye’ye ve özellikle devletin başındakilere duyuruyorum. Üstelik 2019’da Mehdi’nin zuhur edeceğine dair kanaat ve itikat yalnızca Menzilcilerde değil, diğer bazı tarikat ve cemaatlerde de yaygın görüştür. İnternette biraz dolaşın, bu sapkın inancın ne derece taraftar bulduğunu göreceksiniz.

    Son uyarılarımı yapayım.Gelecek yıl içinde tıpkı Fetö’nün darbesi gibi bir darbe girişimin gerçekleşme atağına şahit olursak niye uyarını yapmadın diye kimse bana sormasın, gücenmesin, hain yaftası takmasın.Cemaat ve tarikatlara imtiyaz sağlamaya devam edilirse, zaten şu sıralar ekonomik zorluklarla ve dış etmenlerle mücadele etmeye çalışan AKP Hükümeti ile birlikte T.C. devletinin tüm organları çökmeye mahkumdur.Benden hatırlatması.yuzdeyuzhaber

  • in , , , , ,

    Popular

    Dilek İmamoğlu’nun Binali Yıldırım’ın eşi hakkındaki sözleri gündem oldu

    Resmi olmayan sonuçlara göre İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu ile AKP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım’ın eşi Semiha Yıldırım’ın fotoğrafları üzerinden yapılan çirkin karşılaştırmalar sosyal medyada yeniden gündeme geldi.Dilek İmamoğlu ile Semiha Yıldırım’ın fotoğraflarının kıyaslandığı yakışıksız paylaşımlar tepki çekti.Dilek İmamoğlu’nun 1 Ocak’ta Cumhuriyet’e verdiği demeç de sosyal medya da en çok paylaşılanlar arasında yer aldı.

    Dilek İmamoğlu, Cumhuriyet muhabiri Leyla Kılıç’ın “Sosyal medyada bazı hesaplardan sizin ve AKP’nin İBB Başkan adayı Binali Yıldırım’ın eşi Semiha Yıldırım’ın fotoğraflarını yan yana getirilerek kıyaslama yapılıyor. Hatta bazı gazeteler Ekrem İmamoğlu’nun arkadaşlarının yaptığını öne sürüyor. Siz bu konuda neler söyleyeceksiniz sorusuna şu yanıtı vermişti:Bu tarz paylaşımların iyi niyetli olduğunu düşünmüyorum. Eğer bir aşağılama ya da güzelleme yaptıklarını sanıyorlarsa bilmeliler ki beni de aşağılıyorlar. Çünkü ben Sayın Semiha Yıldırım’ın fotoğrafına bakınca kendi annemi, kendi ablamı görüyorum. Onların tercihi de böyle. O yüzden bu paylaşımı hiç iyi niyetli bulmuyorum.

  • in , , ,

    Köy Enstitüleri yeniden kurulsun

    CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Köy Enstitüleri Sistemini Araştırma Enstitüsü kurulması için Meclis’te kanun teklifi verdi.Ömer Fethi Gürer, Hızla artan göç, ekilen tarım alanlarının azalması ve yatılı bölge okullarının eğitimdeki yetersizliği bugün yeniden Köy Enstitülerine ihtiyacı çok derinden hissettirmektedir dedi.Eğitim, tarım ve göçün Türkiye’nin en önemli problemleri olduğuna işaret eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu sorunların işsizlik, plansız yapılaşma ve ithalatın önünü açtığını vurguladı.

    Daha önce denenen ve iyi sonuçlar alınan Köy Enstitülerinin Avrupa ülkeleri tarafından da benimsendiğine dikkat çekerek, Türkiye’nin yapısal problemlerine kökten ve hızlı çözüm üretebilecek kurumlar olduğunu anlattı.CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Köy Enstitü Sistemini AraştırmaEnstitüsü kurulması amacıyla TBMM Başkanlığına sunduğu Kanun teklifinde, Eğitimde fırsat eşitliği ancak hizmet ve koşullar eşit şekilde olduğunda gerçekleşecektir.

    Temel insan hakkı olan eğitim ve öğretimden birçok çocuk ve genç hala yeterince yararlanamamaktadır. Özel okullarda okuyan çocukların karşılık yetersizlikler ve ulaşım problemleri ile boğuşan kırsaldaki çocukların bu sınav sistemi içerisinde başarılı olmaları imkânsıza yakındır açıklamasında bulundu.CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Kanun Teklifinde şu ifadelere yer verdi: Bugün sanayinin en büyük ihtiyacı olan kalifiye elemanı ancak Köy Enstitüleri benzeri bir modelle oluşturulacak kurumlar sayesinde karşılanabilir.

    Göçün yol açtığı ucuz işgücü ve yapısal işsizliğe karşı günün ihtiyaçlarına göre verilen eğirmen taşçılığı, urgancılık, dokumacılık, tuğlacılık, taşçılık, duvarcılık, dülgerlik, balıkçılık, saz örmeciliği, nalbantlık, arıcılık, araba tamirciliği ve saraçlık kursları bugünkü ihtiyaçlara göre yeniden şekillenebilir ve sanayinin en büyük ihtiyacı olan kalifiye eleman ihtiyacı buralardan da sağlanabilir.Tarım konusunda gelinen bu noktanın kapatılan Köy Enstitülerinin büyük payı vardır. Bilinçsiz gübre kullanımı, makineleşmenin tam anlamı ile sağlanamaması ve girdi fiyatlarının yüksekliği durumu Türkiye’yi ihracat yapan ülke durumundan ithalat yapan ülke durumuna getirmiştir.

    Köy Enstitüleri tarıma elverişli arazilerin yanlarına kurularak ve buralarda uygulamalı tarım dersleri vererek 15.000 dönüm arazi tarıma elverişli hala getirilmiş, 750.000 yeni fidan dikilmiş, 1.200 dönüm bağ oluşturulmuş, 12 tarım deposu ve 3 balıkhane inşa edilmiştir.Eğitimden tarıma, sanayiden ekonomiye kadar her alana yapıcı çözümler getiren Köy Enstitüleri Türkiye’nin bugün en büyük ihtiyaçlardan biridir. Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduğumuz bu teklif 1940’lı yıllardan bu yana değişen sistemin öncelikle incelenmesi, değişikliklerinin yapılması ve yeniden Köy Enstitülerinin kurulmasını amaçlamaktadır.

  • in , ,

    Popular

    AKP’nin 2023 Suriyeli Planını Açıkladı

    İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ, Suriyeli Kardeşler adında bir gruba ilişkin çarpıcı iddialarda bulundu.İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ, Suriyeli Kardeşler adında bir gruba ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bir Suriye mafyası oluştuğunu dile getiren Özdağ, Suriyeliler kaçınılmaz olarak AKP’nin vatandaşlık verme politikası ile kitlesel olarak vatandaşlık aldıklarında Türk siyasetinde sonuç belirleyici olacaklar. Suriyeli siyasetinin üreteceği dinamikler ile Türkiye bir daha çıkamamak üzere Orta Doğu’ya sürüklenecek dedi.

    Özdağ, Odatv’ye yaptığı açıklamada, Ülkemizde kayıtlı 3.8 milyon kayıtsız 1.5 miyon, toplam 5.2 milyon Suriyeli yaşamaktadır. Hızla sayıları artan ve 2040 yılında 10 milyona yükselecek olan Suriyeli nüfusu ülkemizi adete sessizce istila etmektedir. Bu sessiz istila 2023 seçimleri için yeni bir oy deposuna ihtiyaç duyan AKP tarafından desteklenmektedir. Sadece desteklenmekle kalmamakta, sessiz Suriyeli istilası Türk milletine finanse ettirilmektedir. Şimdiye değin Türk Milleti Suriyeliler için cebinden 40 milyar Dolar harcamıştır. 40 milyar Dolar Suriyeliler için harcamasaydık 40 milyar Dolar az borcumuz olacaktı. 40 milyar Doların yüzde 7.25’den faizini ödemeyecektik. 2015-2016-2017’de bütçe açığı vermeyecektik. Özetle bugün yaşadığımız ağır ekonomik krizi bu ölçüde büyük yaşayamayacaktık ve kriz daha geç gelecekti ifadelerini kullandı.

    Bir Suriye mafyası oluşuyor diyen İYİ Partili Özdağ, şöyle devam etti:Bu olumsuzluklar dizisini çok artırabiliriz. AKP ise Türk Milletinin çok çok büyük bir bölümünün yüzde 90’lara yaklaşan oranda seçmenin Suriyelilerin Suriye’ye dönmesini istediğini ve bugün hala döneceklerine inandığı için ağır tepki vermediğini biliyor. Seçim öncesinde ‘uyuşunda büyüsün ninni misali Suriyelilerin Suriye’ye döneceğinden bahsediyor. Ancak asıl yaptığı ise Suriyelilerin Türkiye’de yerleşmesi için planlar yapmak. Bunun en çarpıcı örneklerinden birisi 1/100.000 ölçekli Kilis yerleşim planı. Çevre ve Bakanlığı tarafından hazırlanan planda Suriyelilerin en az yarısının Türkiye’de kalacağı öngörülüyor. Nasıl olacak bu? AKP vatandaşlık verecek. Sadece yarısına mı? Tabii ki, hayır! Hepsine verecekler. 2023 seçimlerine kadar çok zor bir süreçten geçecek Türkiye. Yapışkan ekonomik krizin ağırlığı varlığını sürdürmeye devam edecek. Erdoğan’a yeni bir oy bloğu lazım. Suriyeliler bu oy bloğunu oluşturuyor. Suriyeliler kaçınılmaz olarak AKP’nin vatandaşlık verme politikası ile kitlesel olarak vatandaşlık aldıklarında Türk siyasetinde sonuç belirleyici olacaklar. Suriyeli siyasetinin üreteceği dinamikler ile Türkiye bir daha çıkamamak üzere Orta Doğu’ya sürüklenecek.

    İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ, Suriyeli Kardeşler” adında bir gruba dikkat çekerek şunları anlattı:Suriyeliler Türkiye’de siyasete müdahale için 2023 seçimlerini beklemediler bile. 31 Mart yerel seçimlerine giderken Hatay’da Suriyeliler AKP’yi destekleyen ve muhalefet partilerine karşı tavır alan bir eylem süreci başlatmış durumdalar. Hatay’da Suriyeli Kardeşler adlı bir grup bu eylemleri yönetiyor. Suriyeli Kardeşler grubu Umran El-Humsi adlı bir Suriyelinin öncülüğünde bir yandan AKP’nin toplantılarına destek çağrıları yaparken, diğer yandan muhalefet partilerine destek vermekle suçladıkları televizyon kanalları ve bazı şirketler, sürücü kursları ve eğlence yerlerine karşı tavır almaya davet ediyorlar. Hatay’dan gelen haberlere göre Suriyelilerin eylemleri bununla kalmamış ve bazı kuruluşlara fiili saldırılar yapılmış, camları kırılmıştır.

    Bütün bu eylemler Suriyelilerin hadlerini aşmalarıdır. Bu ülkede sadece AKP’ye oy veren seçmenlerin verdiği vergiler ile değil, muhalefet partilerine oy veren seçmenlerin verdiği vergiler ile de yaşamlarını sürdürüyorlar. Suriyeliler misafir olarak gelmişlerdir ve her misafir gibi sonunda gideceklerdir.

  • in

    Evet Yediler Ama Sadece Yüzde 20’sini Yediler

    31 Mart’a sayılı günler kala gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ezan demecini ısrarla dillendirmesi gerekse AKP’li vekil ve adayların ittifaka oy verecek ve vermeyecekleri cennetlik cehennemlik şeklinde ayrıştırıcı söylemleri AKP’nin fetvacılarının geçmiş dönemdeki skandal açıklamalarını yeniden gündeme getirdi.Açıklamaların sahipleri Profesör Hayrettin Karaman ve Gezi eylemcileri için kullandığı dinsizler, PKK’lılar, sarhoşlar, faizciler sözleriyle bilinen Rotterdam İslam Üniversitesi (IUR) Rektörü Prof. Ahmet Akgündüz…

    Her ikisi de kamuoyunda AKP’nin dini alandaki fetvacısı olarak nitelenen isimler. Her ne kadar 31 Mart seçimleri için henüz herhangi bir açıklamaları kamuoyuna yansımamış olsa da geçmişteki her seçim öncesinde yaptıkları açıklamaları ile miting meydanlarında dini söylemlerin kullanılmasının önünü açan isimler aynı zamanda. İşte her iki isimden de günümüze yansıyan iki çarpıcı örnek:İlki Ahmet Akgündüz’e ait. Akgündüz Facebook sayfasında kaleme aldığı yazısında Eski hükümetler, milletin malının % 80’ini yiyorlar ve kalan % 20 ise yol parasına bile yetmiyordu. Tayyip Beyin hükümetleri ve bürokratları ise, % 20’ini yediler; ancak % 80’ini millete harcadılar diye yazmış, özetle bizimkiler daha az yedi demeye getirmişti.

    Yazısına Muhterem kardeşlerim biz hiçbir zaman yolsuzluk, rüşvet ve suiistimallere taraftar olmadık ve herzaman lanetledik. Ancak şu hakikatları da unutmadık diye başlayan Akgündüz şu skandal ifadeleri dile getirmişti:Eski hükümetler, milletin malının % 80’ini yiyorlar ve kalan % 20 ise yol parasına bile yetmiyordu. Tayyip Beyin hükümetleri ve bürokratları ise, % 20’ini yediler; ancak % 80’ini millete harcadılar. Ben de yolsuzluk yapanların olduğunu bilenlerdim. Ama onları ihtilas ve irtişa ile suçlayan muhterem zatlar (cemaatçiler), evvela 77 milyonun 15 Aralık sonrası % 30 servetini çaldılar. Ayrıca kendi hizmeti içindeki suiistimalleri öğrenseler kalp krizi geçirirlerdi. Bilmiyor değil, hizmetin hatırı için susuyoruz. Biz 700.000 TL’lik saati ahlaksızca koluna takanları, belediyeye 90 bin TL’ye mal olan daireleri, 58 bin TL’ye kendi yandaşlarına seçim malzemesi olarak peşkeş çeken belediye başkanını ve cami yapılmak üzere askeriye bile ikna edilerek alınan arsaya ticari bina yapıp yakınlarına vermek isteyen gafilleri, bu hükümetin günahkâr zerreleri olarak görüyoruz. Bu günahkârların Tayyip Beyi kirletmediğini düşünüyor ve Ak Partinin bağırsaklarını temizlemesi gerektiğini her fırsatta hatırlatıyoruz. Beytülmala hıyanet etmeyen Tayyip Beyi cumhurbaşkanı olarak görmek istiyoruz ve dua ediyoruz

    Akgündüz’ün Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde yaptığı bu açıklamalara paralel bir açıklama da bir başkasından yani Hayrettin Karaman’dan gelmiş, o da yolsuzluğu hırsızlık saymamıştı. Karaman, Yolsuzluk hırsızlık demek değildir. Yolsuzluğa “hırsızlık” demek hem seküler kanun hem de İslam ceza hukukuna göre hata, yalan ve iftiradır. Elbette yolsuzluk da ayıptır, günahtır ve suçtur, ama bu suç, hırsızlık suçu değildir şeklinde skandal açıklamalar yapmıştı. Görüldüğü üzere o günlerden bugüne değişen hiçbirşey yok. AKP’nin kurulduğu günden bu yana halk üzerindeki en büyük etkisi ister destekçisi ve fetvacısı hocalarıyla ister tüm yönetici kadroları ile dindir, dini söylemlerdir. Bakalım bu söylemler bu kez ekonomik kriz ile birlikte nasıl bir sonuç çıkaracak 31 Mart akşamında?yuzdeyuzhaber

  • in ,

    Akp’li Vekil Biz hırsız değiliz, demiyoruz

    17-25 Aralık operasyonları ile ilgili konuşurken dili sürçen AKP Grup Başkanvekili İlknur İnceöz Biz hırsız değiliz, demiyoruz dedi. Muhalefet sıralarından alkış ve Allah söyletiyor Allah sözleri yükseldi.CHP Eskişehir Milletvekili Cemal Okan Yüksel’in 17-25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet operasyonuyla ilgili konuşmasının ardından AKP Grup Başkanvekili İlknur İnceöz, Sayın Başkanım, biraz evvelki hatip konuşmasında özellikle Siz Hırsız değiliz diyemiyorsunuz Yine Bunların yargılanmalarına neden engel oldunuz? şeklinde grubumuza atfen hitapta bulunmuştur. Sataşmıştır, PKK’yla alakalı, özellikle o bölgede sivil ölümlerle ilgili yine bizleri suçlayıcı şekilde ithamda bulunmuştur. Müsaade ederseniz grubumuza sataşmadan dolayı söz almak istiyorum diyerek söz aldı.

    Kürsüye çıkan İnceöz konuşması sırasında dili sürçünce Biz hırsız değiliz, demiyoruz dedi. Bunun üzerine muhalefet sıralarından alkışlar geldi ‘Bravo. Allah söyletiyor Allah’ sesleri yükseldi.İlknur İnceöz konuşmasına devam ederek şunları söyledi: Hırsız değiliz zaten, hırsız değiliz. Bu suçlamaları asla kabul etmiyoruz. 17-25 Aralık olduğu gün de aynı şeyi söyledim. Bu olaylar AK Parti iktidarına karşı, seçilmiş iktidara karşı, milletin iradesine karşı yapılmış bir operasyondu. Onun için de bu operasyonlara karşı olduğumuzu söyledik dedi.

Daha fazla göster
Congratulations. You've reached the end of the internet.